Öz
Oyun, bebeklikten itibaren insan yaşantısının bir parçası olan ve zaman içinde biçim değiştirerek varlığını sürdüren bir etkinliktir. Doğduğumuz andan itibaren oyun oynamaya başlarız. Hayatı ilk tanıma ve öğrenme süreci oyunla başlar. Oyun yaratıcılıkla eş anlamlıdır ve insandaki yaşam dürtüsüdür. Bu nedenle oyun oynama sadece çocuklukta yaşanan ve yetişkinlik döneminde biten bir süreç olarak görülmemelidir. Eğitimde tıpkı oyun gibi yaşam boyu devam eden bir süreç olarak tanımlanmaktadır. Dolayısıyla, erken dönemlerden itibaren insan hayatının parçası olmaya başlayan oyunun ve eğitimin yolları sıklıkla kesişmektedir. Bu çalışmanın amacı; oyun ve eğitim arasındaki ilişkinin, geçmişten günümüze gelen görüşler doğrultusunda, insanın doğasını ve gelişimsel özelliklerini dikkate alarak incelenmesidir. Bu çalışma “Neden eğitsel oyun” sorusuna yanıt aramakta ve eğitsel oyunun eğitimdeki yerine dikkat çekmek amacıyla yapılmıştır. Okullardaki beden eğitimi derslerinin ve oyunların boşa harcanan zaman kaybı olarak görmememiz gerektiği vurgulanmıştır. Eğitsel oyunların çok çeşitli avantajlarının yanı sıra dezavantajlarının da bulunduğu ve her çocukta aynı etkiyi bırakamayacağı belirtilmiştir. Eğitsel oyunların eğitim sistemi içerisinde daha fazla kullanılmasının gerektiği belirtilmiştir. Öğretmenlerin, antrenörlerin, aile bireylerinin daha aktif rol alması gerektiği ve sadece rehber değil aynı zamanda oyun arkadaşı olması gerektiği vurgulanmıştır. Bu doğrultuda bedensel, sosyal, duyuşsal, bilişsel ve psikomotor gelişim alanlarını destekleyecek, etkili öğrenme ortamını sağlayabilecek, çocuklara en doğal öğrenme yolunu kazandıracak olan oyun kavramı büyük önem taşımaktadır.
| Anahtar Kelimeler: | Oyun Eğitsel Oyun Beden Eğitimi |